İsrâsuresi 36 ve Mülk suresi 23. ayetlerinin anlamlarını Kur’an-ı Kerim mealinden okuyunuz. Cevap: İsra 36 ayet meali; Hakkında [] “İsrâ suresi 36 ve Mülk suresi 23. ayetlerinin anlamlarını Kur’an-ı Kerim mealinden okuyunuz.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka
İsraSuresi 18. Kehf Suresi 19. Meryem Suresi 20. Ta-Ha Suresi 21. Enbiya Suresi 22. Hac Suresi 23. Mü'minun Suresi 24. Nur Suresi 25. Furkan Suresi 26. Şu'arâ Suresi 27. Neml Suresi 28. Kasas Suresi 29. Ankebut Suresi 30. Rum Suresi 31. Lokman Suresi 32. Secde Suresi 33. Ahzab Suresi 34. Sebe' Suresi 35. Fatır Suresi 36. Yasin Suresi 37
Tarih: 09 Aralık 2021 KUR’ÂNIMIZ. İsrâ sûresi, 23-24. ayetlerde ne anlatılmaktadır? İsrâ sûresi, 23-24. ayetlerin meali ve tefsiri. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Rabbin şöyle emretti: Sadece Allah’a ibadet edeceksiniz. Anne ve babanıza iyi davranacaksınız. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın
İsrâ suresi 36. ve Mülk suresi 23. ayetlerin mealini Kur’an-ı Kerim’den bularak defterinize yazınız. İsrâ suresi 36. Ayet Meali. Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. Mülk suresi 23. De ki: “Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O
36. Bilgin olmayan şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp (gördüğünden, duyduğundan, niyetlenip azmettiğinden) bunların hepsinden sorumludur. (17/İsrâ, 36) 35. Ayet 37. Ayet.
u8Uz8hv. 1. Kulu Muhammed’i geceleyin, Mescid-i Haram’dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid- i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O’dur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 2. Musa’ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kıldık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 3. Ey Nuh’la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 4. Biz İsrailoğulları’na Tevrat’ta şu hükmü verdik Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 5. Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 6. Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 7. Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt- i Makdis’e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 8. Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 9. Şüphesiz ki bu Kur’ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 10. Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azab hazırlamışızdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 11. İnsan, hayrın gelmesine dua ettiği gibi kötülüğün gelmesine de dua eder. İnsan pek acelecidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 12. Biz geceyi ve gündüzü varlığımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabbinizden bir lütuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip yerine eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz her şeyi uzun uzadıya anlattık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 13. Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 14. Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!» deriz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 15. Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 16. Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 17. Hem Nuh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını bilmek ve görmekte Rabbin yeter. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 18. Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve rahmetimizden kovulmuş olarak oraya girer. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 19. Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 20. Hepsine; dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 21. Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 22. Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 23. Rabbin kesin olarak şunları emretti Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara öf» bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 24. İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 25. Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 26. Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 27. Çünkü malını saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 28. Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet rızık için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 29. Elini boynuna asıp bağlama cimri olma, hem de onu büsbütün açıp saçma israf etme; aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 30. Gerçekten senin Rabbin, kullarından dilediğinin rızkını genişletir ve dilediğini kısar. Şüphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her şeyi görendir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 31. Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 32. Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 33. Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona dinin kendisine verdiği yetki ile yardım olunmuştur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 34. Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 35. Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuç itibariyle de daha güzeldir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 36. Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 37. Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 38. Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 39. İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Sakın Allah’la beraber başka bir ilâh uydurma. Aksi halde kötülenmiş ve Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 40. Rabbiniz, size oğulları tahsis etti de, kendisi meleklerden dişiler mi edindi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 41. Biz, bu Kur’ân’da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde ikaz ve ihtarı açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 42. Ey Muhammed! De ki Eğer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilâhlar Arş’ın sahibine bir yol ararlardı.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 43. Allah, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklikle yücedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 44. Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ı tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 45. Sen Kur’ân’ı okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 46. Ve kalblerinin üzerine, Kur’ân’ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur’ân’da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 47. Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» dediklerini biz çok iyi biliriz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 48. Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 49. Bir de onlar dediler ki Biz, bir kemik yığını olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 50. De ki İster taş olun, ister demir...» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 51. İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.» Onlar Bizi kim tekrar diriltecek?» diyecekler. De ki Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi.» Sana başlarını sallayarak Ne zamandır bu.» diyecekler. De ki Yakın olması gerekir!». Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 52. Allah sizi çağıracağı gün, tam bir hürmetle onun emrine koşacaksınız ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir müddet kaldınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 53. Mümin kullarıma söyle de kâfirlere en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 54. Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların üzerine vekil göndermedik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 55. Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud’a da Zebur’u verdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 56. De ki Allah’tan başka, ilâh olduğunu sandığınız şeyleri çağırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 57. Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Ve O’nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 58. Hiç bir şehir halkı yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu helak etmeyelim, yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap’ta Levh- i Mahfuzda yazılıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 59. Bizi, âyetler mucizeler ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd’a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi. Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 60. Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır.» İsrâ gecesi sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur’ân’da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 61. Yine unutma ki Bir vakit meleklere Âdem’e secde edin» demiştik. İblis’ten başka hepsi secde ettiler. O ise Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?» demişti. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 62. Yine İblis dedi ki Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 63. Allah buyurdu ki Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 64. Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun.» Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 65. Doğrusu benim ihlaslı kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 66. Rabbiniz, lütfundan nasib arayasınız diye, sizin için denizde gemileri yürüten kudret sahibidir. Şüphesiz O, size çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 67. Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah’tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 68. Denizden karaya çıktığınızda O’nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut üzerinize taş yağdıran bir kasırga gördermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 69. Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 70. Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 71. Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 72. Her kim bu dünyada manen kör ise ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 73. Ey Muhammed! Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 74. Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 75. O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 76. Ey Muhammed! Yakında seni yurdundan çıkarmak için, muhakkak ki rahatsız edecekler ve o takdirde onlar da senin ardından pek az kalacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 77. Bu, senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlerimiz hakkındaki sünnetimizdir. Bizim sünnetimizde herhangi bir değişme göremezsin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 78. Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar belirli vakitlerde gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 79. Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur’ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makam-ı mahmud’a şefaat makamına göndermesi kesindir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 80. Ey Muhammed! De ki Rabbim! Beni, takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve huzur içinde koy ve çıkacağım yerden de dürüstlükle ve selametle çıkmamı sağla. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 81. Ey Muhammed! De ki Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkumdur.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 82. Biz Kur’ân’dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 83. Biz insana nimet verdiğimiz zaman, Allah’ı anmaktan yüz çevirip uzaklaşır. Ona fenalık dokununca da ümitsizliğe kapılır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 84. De ki Herkes bulunduğu hal ve niyetine göre iş yapar. Bu durumda kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 85. Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 86. Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı kendine bir vekil koruyucu bulamazsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 87. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak biz bunu yapmadık. Gerçekten O’nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 88. Ey Muhammed! De ki Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 89. Yemin olsun ki biz bu Kur’ân’da insanlar için çeşitli misaller vermişizdir. Yine de insanların çoğu inkârlarında ısrar ederler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 90. Kâfirler şöyle dediler Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 91. Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 92. Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah’ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 93. Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin.» De ki Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 94. Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?» demeleridir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 95. Ey Muhammed! Mekkelilere şöyle de Eğer yeryüzünde huzur içinde yürüyüp duran melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek indirirdik.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 96. De ki Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 97. Allah kime hidayet verirse, o doğru yoldadır. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık bunlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı bulamazsın. Ve biz, o kâfirleri kıyamet günü kör, dilsiz ve sağır oldukları halde, yüzleri üstü sürünerek haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir; ateşi dindikçe onun ateşini artırırız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 98. Bu onların cezasıdır! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve Sahi bizler, bir yığın kemik ve ufalanmış toz olduğumuz zaman mı, yeni bir yaratılışla diriltilmiş olacağız?» demişlerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 99. Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 100. Ey Muhammed! De ki Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, fakirlik korkusunu yine de elden bırakmazdınız.» Doğrusu insan çok cimridir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 101. Andolsun biz Musa’ya apaçık dokuz mucize verdik. Ey Peygamber! İsrailoğullarına sor, Musa kendilerine geldiğinde Firavun ona Ey Musa! Ben senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum» demişti. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 102. Musa dedi ki Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 103. Derken Firavun, Musa’yı ve İsrailoğullarını Mısır’dan sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 104. Arkasından İsrailoğullarına şöyle dedik Firavun»un sizi çıkarmak istediği arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi kıyamet geldiği vakit, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 105. Biz bu Kur’an’ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 106. Sana Kur’ân’ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye kısımlara ayırdık ve biz onu yavaş yavaş indirdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 107. Ey Muhammed! De ki İster ona Kur’ân’a inanın, ister inanmayın; o daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 108. Ve derler ki Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 109. Ve ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur’ân’ı işitmek onların Allah’a teslimiyetlerini daha da artırır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 110. Sen onlara de ki İster Allah» deyin, ister Rahmân» deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O’nundur.» Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 111. Ve şöyle de Hamd o Allah’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Vaḣfid lehumâ cenâha-żżulli mine-rrahmeti vekul rabbi-rhamhumâ kemâ rabbeyânî saġîrânİkisine karşı da merhametle kanatlarını indir, mütevazı ol ve ya Rabbi de, onlar, çocukluğumda beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse sen de onlara öylece merhamet et. Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanadını ger ve de ki "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl şefkatle terbiye ettilerse Sen de onları esirge" diye dua etmeli, hürmet ve şefkat göstermelidir.İkisine karşı da merhametle kol kanat ger, mütevazi ol ve ya Rabbi de “Onlar çocukluğumda beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse, sen de onlara öylece merhamet et!”İkisine de, şefkatle, tevazu ile kol kanat ger. “Rabbim, onların, beni, küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi sen de, onlara merhametinle muamele et” acıyarak alçakgönüllük kanadını indir ve "Ey Rabbim! Onlar beni küçükken eğittikleri gibi sen de onlara merhamet et" acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki 'Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge.'İkisine de acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de “-Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken terbiye edip yetiştirdikeri gibi, sen de kendilerine merhamet et.”Şefkatten gelen alçakgönüllülük kanadını onlara ger ve “Ey Rabbim! Onlar beni küçük iken büyüttükleri gibi, Sen onlara rahmet et” alçak gönüllüce ve esirgeyerek kol kanat geresin ve “Ey Rabbim!” diyesin, “Onları beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle!”[286][286] Tevhîd inancı ve ana-baba hakkı konusunda geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 225-230; XIV, 418-422; XVII, de esirgeyerek alçak gönüllülükle kanad açın onlara, Tanrım! Onlar beni nice büyüttülerse, sen de yarlığa kıl onlara» diye dua edesinOnlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki “Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!”Ânlara karşu mütevâzı’ ve rahîm ol ve Allâh’a "Yâ rabbî bunlar benim küçüklüğümde bana bakdılar, ânlara merhamet it" diyu du’â acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et!» diyerek dua merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger ve de ki, "Rabbim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et."İkisine de merhametten döşenerek kanad indir ve de ki rabbım! İkisine de merhamet buyur, beni küçükken terbiye ettikleri gibiVe merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki “Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et.”Onlara acıyarak tevaazu kanadını yerlere kadar indir ve Yârab, Onlar beni çocukken nasıl terbiye etdilerse Sen de kendilerini öylece esirge» onlara merhametinden alçak gönüllülük kanadını indir ve de ki “Rabbim!Onlar beni küçük iken nasıl merhamet edip yetiştirdilerse, sen de onlara öylemerhamet eyle!”Onlara merhamet kanatlarını açarak koru ve onlar için “Rabbim, onların küçükken beni şefkatle yetiştirip eğittikleri gibi, sende onlara şefkat ve merhamet et” acı da alçak gönüllülüğünün kanatlarını yerlere kadar indir. Şöyle de "Çalabım! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, Sen de onları öyle esirge."23, 24. Rabbin kat/î olarak hükmetti Ancak, O/na tapın, analarınıza, babalarınıza iyilik edin, şayet gerek yalnız biri, gerek ikisi birden yanında [¹] kocarsa sakın onlara — Of, aman» deme [²] yüzlerine bağırma [³], onlara tatlı söz söyle, onlara karşı acıyarak [⁴], tezellül ve tevazu kanadını aç da de ki — Yâ Rab! Onlar beni küçük yaşımda iken merhametle besledikleri gibi [⁵] sen de şimdi onlara öyle merhamet et.[1] Eline baktıkları sırada.[2] Bıkıp usandığını gösterme.[3] Veya katı sözler ile onları menetme.[4] Âr'dan korkarak değil.[5] Veya büyüttüklerinden ... Devamı..Onlara merhamet ederek tevazu kanatlarını ger ve de ki “Rabbim o ikisi tıpkı beni küçükken şefkatle terbiye edip yetiştirdikleri gibi, Sen de o ikisine rahmetinle muamele eyle!”Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse, sen de onları esirge.”Onlara, en içten şefkat ve alçak gönüllülük duygularıyla kol kanat ger ve “Ey Rabb’im, onlar beni çocukluğumda nasıl büyütüp yetiştirdilerse, sen de onlara öylece merhamet et!” diye onlar için duâ et. Onlara Rahmet’ten Kol-Kanat ger! De ki -“Rabbim! Beni küçükken terbiye ettikleri / eğittikleri gibi onlara merhamet et!”.Onlara , kol kanat ol, sevgi ile yaklaş. " Ya Rab! Küçükken nasıl beni bağırlarına bastılarsa sen de onları kucakla " diye dua merhametle yaklaş “Rabbim! Onlar beni küçüklüğümde nasıl bakıp büyütmüşlerse; şimdi bana da onlara bakma gücü ver!” diyerek dua et!Onlara merhametten kaynaklanan alçak gönüllülük kanadını ger ve şöyle de “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sahiplendiyseler özenle büyüttüyseler, şimdi sen de onlara merhamet et!”Onlara merhamet ederek alçak gönüllülükle kanat ger¹ ve “Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken nasıl merhametle terbiye ettilerse Sen de onlara merhamet et.” diye dua et.1 “Alçak gönüllülükle kanat germek,” anne ve babaya şefkatli ve merhametli davranmaktan onlara alçak gönüllüce ve acıyıp-esirgeyerek kol-kanat geresin; ²⁸ ve “Ey Rabbim!” diyesin, “Onların beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, Sen de onlara merhamet eyle!”28 Lafzen, “onlar için acıma-esirgemeyle rahmet tevazu/alçak gönüllülük kanadını indiresin” kuşun yuvadaki yavruları üzerine şefkat ve esirgemeyle ... Devamı..Dahası onlara şefkatle tevazu kanadını ger ve şöyle dua et “Rabbim, onlar küçükken nasıl beni merhametle besleyip büyüttülerse şimdi de sen onları merhametinle kolla! 19/14Dahası, o ikisine alçakgönüllü davranarak merhametle kol-kanat ger ve de ki “Rabbim, o ikisi beni küçüklüğümde sevgiyle görüp gözettikleri gibi, sen de onları merhametinle kolla!”[²²⁵¹][2251] Tevhid ile vahdet aynı pasajda işlenmiştir. Biri akideyi, diğeri toplumu ayakta tutar. Tüm sosyal kıyametlerin temelinde aile bağlarının çözülm... Devamı..Ve ikisi için merhametten tevazu kanadını indir ve de ki Yarabbi! İkisine de merhamet buyur. Nasıl ki, onlar beni çocuk iken besleyiverdiler.»Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et “Ya Rabbî, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur! ”Onlara acımadan dolayı, küçülme kanadını indir, onlara karşı alçak gönüllü ol ve "Ey her varlığı terbiye edip yetiştiren Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl acıyıp yetiştirdilerse sen de bunlara öyle acı!" rahm ve şefkat ile tevâzu' göster "Yâ Rabbî beni küçük iken besledikleri gibi onlara merhamet buyur" merhamet kanatlarının altına al. De ki “Rabbim! Küçükken onlar bana nasıl iyilikte bulundularsa sen de onlara o şekilde iyilikte bulun.”Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve şöyle dua et “Rabbim, onların küçükken bana merhametle muamele ettikleri gibi şimdi de sen onlara merhamet et.”Onları esirgeyerek tevazu kanadını ger ve de ki “Rabbim, onlar beni küçüklüğümde nasıl yetiştirdilerse, Sen de onlara öylece merhamet et.”Rahmetten yerlere eğilme kanadını onlar için indir ve de ki "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi."daħı yumşaķ eyle ol ikiye ħorlıķ yanın esirgemekden ötürü daħı eyit “iy çalabum! raḥmet eyle nite kim bislediler beni giçi iken.”Daḫı aşaġa eyle anlar‐çun miskinlik ḳanadını şefḳatden ve eyit İy Çala‐bum, raḥmet eyle ikisine, nite kim beni bislediler kiçi‐y‐ hər ikisinə acıyaraq mərhəmət qanadının altına salıb “Ey Rəbbim! Onlar məni körpəliyimdən nəvazişlə tərbiyə edib bəslədikləri kimi, Sən də onlara rəhm et!” – lower unto them the wing of submission through mercy, and say My Lord! Have mercy on them both as they did care for me when I was out of kindness, lower to them the wing2205 of humility, and say "My Lord! bestow on them thy Mercy even as they cherished me in childhood."22062205 Cf. 1588 and n. 2011, and 26215. The metaphor is that of a high-flying bird which lowers her wing out of tenderness to her offspring. There is ... Devamı..
❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio ۞ هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ Heyhâte heyhâte limâ tûadûntûadûne. “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!” Türkçesi Kökü Arapçası heyhat ne kadar uzak هَيْهَاتَ heyhat ne kadar uzak هَيْهَاتَ şey لِمَا size va’dedilen و ع د تُوعَدُونَ Diyanet İşleri Başkanlığı “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!” Diyanet Vakfı Bu size vaâdedilen öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan çok uzak!» Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Heyhat, o vadolunduğunuz şey ne kadar uzak! Elmalılı Hamdi Yazır Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!» Ali Fikri Yavuz O korkutulduğunuz şey azab ne uzak, ne uzak! olur şey değil. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Heyhât o va´dolunduğunuz şey ne kadar uzak Fizilal-il Kuran Heyhat, heyhat! Gerçekten ne kadar uzak bir korkutmadır bu! Hasan Basri Çantay Tehdîd olunageldiğiniz o şey ne kadar uzak, ne kadar uzak»!. İbni Kesir Vaad edildiğiniz şey ne kadar uzak, hem de ne kadar uzak. Ömer Nasuhi Bilmen Ne uzak, ne uzak o vaad olunduğunuz şey.» Tefhim-ul Kuran Heyhat, size va´dedilen şeye heyhat...»
Meal Ayet Arapça وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْب۪يرًا Türkçe Okunuşu * Vekuli-lhamdu liAllâhi-lleżî lem yetteḣiż veleden velem yekun lehu şerîkun fî-lmulki velem yekun lehu veliyyun mine-żżullis vekebbirhu tekbîrân 1. Ömer Çelik Meali “Çocuk edinmeyen, mülk ve hâkimiyetinde hiçbir ortağı bulunmayan, âciz olmadığı için bir yardımcıya da ihtiyaç duymayan Allah’a hamdolsun” de ve tekbir getirerek O’nun büyüklüğünü ilan et! 2. Diyanet Vakfı Meali Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd olsun» de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt! 3. Diyanet İşleri Eski Meali De ki "Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah'a mahsustur." O'nu gereği gibi büyükle. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Ve şöyle de Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt. 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali Ve şöyle de hamd o Allah ki hiç bir veled edinmedi, ona milkte bir şerik de olmadı, ona zülden bir veliy de olmadı, onu tekbir ile büyükle de büyükle 7. Hasan Basri Çantay Meali Şöyle de Evlâd edinmeyen, mülk ün de hiç bir ortağı olmayan, züll -ü aciz den nâşî yardımcıya da ihtiyâcı bulunmayan Allaha hamd olsun». Onu büyük bil, büyüklükle an. 8. Hayrat Neşriyat Meali Ve de ki “Hamd O Allah'a mahsustur ki, çocuk edinmemiştir; hem mülkte kendisine hiçbir ortak olmamıştır; âcizlikten münezzeh olduğundan dolayı O'nun için hiçbir yardımcı da olmamıştır. Artık O'nu tekbir getirerek yücelt!” 9. Ali Fikri Yavuz Meali Şöyle de “- Evlâd edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmıyan ve zelil kimselerden yardımcısı olmayan Allah'a hamd olsun...” O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt... 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve de ki Hamd o Allah Teâlâ'ya mahsustur ki, bir veled ittihaz edinmedi ve O'nun için mülkte bir ortak da yoktur O'nun için mezelletten nâşi bir hamiye ihtiyaç da yoktur ve O'na kemal-i tazîm ile tazîmde bulun. 11. Ümit Şimşek Meali “Evlât edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, âciz olmadığı için bir yardımcıya da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd olsun” de ve tekbir getirerek Onun büyüklüğünü ilân et. 12. Yusuf Ali English Meali Say "Praise be to Allah, who begets no son, and has no partner in His dominion Nor needs He any to protect Him from humiliation yea, magnify Him for His greatness and glory!" Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. İsrâ Sûresi 111. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.
Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an MealiÇünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O'na kulluk etmenizi, anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!Mehmet Okuyan Kur’an Meal-TefsirRabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir.* Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın "Öf!" bile deme;* onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle!Edip Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiEfendin, yalnız kendisine hizmet etmenizi, anaya ve babaya karşı iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi yanında yaşlanırsa onlara "Öf" bile deme ve onları azarlama. Onlarla güzel bir biçimde Kendisinden başkasına kul olmamanızı, anne ve babaya iyi davranmanızı kaza* etti. Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara "öf" deme, onlara kaba davranma. Ve ikisine de kerim* şekilde Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiRabbin kararını vermiştir; O'ndan başkasına kulluk etmeyeceksiniz ve anaya babaya iyilikte bulunacaksınız. Onlardan biri ya da ikisi yanında ihtiyarlayacak olursa sen onlara "Of!" deme ve ilgisiz davranma, ikisine de saygı dolu sözler Rıza Safa Kur'an-ı Kerim GerçekEfendin, Kendisinden başkasına hizmet etmemeniz ve anne-babaya iyilikten ayrılmamanız buyruğunu vermiştir. Onlardan biri veya her ikisi yanında yaşlanırlarsa, onlara "Öf!" deme; onları azarlama ve onlara saygılı sözler söyleyerek İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’anZira senin Rabbin, başkasına değil yalnızca kendisine kulluk etmenizi emreder. Bir de ana babaya iyilik etmeyi... Eğer onlardan biri ya da ikisi senin yanındayken yaşlanırsa, sakın onlara "Üf!" bile deme ve onları azarlama! Aksine onlara gönül okşayıcı şeyler söyle!Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiRabbin şöyle hükmetti O'ndan başkasına kulluk / ibadet etmeyin, anaya babaya çok iyi davranın Onlardan birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına gelirse sakın onlara "Öf!" bile deme; onları azarlama, onlara tatlı, iltifatlı söz Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıRabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz sadeleştirilmiş Rabbin kesin olarak şunları emretti "O'ndan başkasına ibadet etmeyin; ana babaya iyilik edin; onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılık çağına ulaşırsa sakın onlara "öf!" deme ve onları azarlama; ikisine de tatlı söz Esed Kur'an MesajıÇünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O'na kulluk etmenizi ve ana babaya iyi davranmanızı buyurmuştur. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında kocarsa, onlara sakın "Öf!" demeyesin; onları azarlamayasın; onlara saygılı, yüceltici sözler söyleyesin,Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe MealiRabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiRabbın şunları kat'i ferman buyurdu ondan başkasına ıbadet etmeyin, ebeveyne güzellik edin, ya birisi yahud ikisi de yanında ıhtiyarlık haline gelirse sakın onlara üff deme ve onları azarlama ikisine de ikramlı söz söyle!Süleyman Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiRabbin, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya, iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlarsa sakın onlara "Öf!" deme, onları azarlama! Onlara güzel söz O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimRabbin, "Kendinden başkasına kulluk etmeyin. Ana ve babaya iyi muamele edin" diye hükmetdi. Eğer onlardan biri veya her. ikisi senin nezdinde ihtiyarlığa ererlerse onlara "Öf" bile deme. Onları azarlama. Onlara çok güzel ve tatlı söz buyurmuştur ki Kendisinden başkasına ibadet etmeyesiniz, ana ve babaya iyi davranasınız. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında iken yaşlılığa erecek olurlarsa; onlara karşı, of dahi deme. Onları azarlama. Ve her ikisine de efendice sözler Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe AnlamıRabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara "öf" bile deme! Onları azarlama. Onlara güzel söz Yıldırım Kuran-ı Kerim ve MealiRabbin şöyle buyurdu Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten yüksünme, "öff!" bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve gönül alıcı sözler Hulusi Türkçe Kur'an ÇözümüRabbin, sadece O'na kulluk etmenizi hükmetti; ana-babanıza iyilik yapıp cömert olmanızı da! Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererse bakmaktan usanıp sakın onlara "üf" bile deme; onları azarlama ve onları yücelten şekilde hitap et!Edip Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran ÇevirisiRabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi ve anaya babaya karşı iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi yanında yaşlanırsa onlara 'Öf' bile deme ve onları azarlama. Onlarla güzel bir biçimde konuşErhan Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'anRabb'in, Kendisinden başkasına kul olmamanızı, anne ve babaya iyi davranmanızı kaza* etti. Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara "öf" deme, onlara kaba davranma. Ve ikisine de kerim* şekilde Khalifa The Final TestamentYour Lord has decreed that you shall not worship except Him, and your parents shall be honored. As long as one or both of them live, you shall never say to them, "Uff" the slightest gesture of annoyance, nor shall you shout at them; you shall treat them Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationAnd your Lord decreed that you shall not serve except He, and do good to your parents. When one of them or both of them reach old age, do not say to them a word of disrespect nor shout at them, but say to them a kind Quran A Reformist TranslationYour Lord decreed that you shall not serve except Him, and do good to your parents. When one of them or both of them reaches old age, do not say to them a word of disrespect nor raise your voice at them, but say to them a kind saying.
isra suresi 36 ayet ve mülk suresi 23 ayetlerin meali